← Tüm yazılar

Yolda hayat

Yeni Ülkede İlk Hafta: Hat, Ulaşım, İlk Nakit ve O Garip Utangaçlık

Yeni bir ülkedeki ilk hafta normal bir haftadan pahalıdır. Hat, havalimanı yolu, ilk nakit ve evin eksikleri; ilk haftaya bakıp ülkeyi yargılamamak için yuvarlak bir hesap.

Yeni kiralanmış bir dairenin güneşli girişinde açık kapının önünde bir valiz; üstünde yan tarafına SIM kart takılı renk bloklu bir telefon ve iki bakır para

Yeni bir ülkeye her vardığımda içimde bir utangaçlık olur. Normalde utangaç biri değilimdir; kolay sohbet ederim, aklımdakini açıkça söylerim. Ama havalimanından çıktığım o ilk saatlerde her şey biraz yabancıdır: dil, para, sokaklar, insanların birbirine nasıl davrandığı.

Yıllar önce bir yazımda bunu konfor alanına bağlamıştım. Her yeni ülke, konfor alanının dışına bir adım demek. Yeni kurallar, yeni insanlar, bambaşka bir düzen. Konfor alanı genişledikçe rahatlıyoruz; ama o genişleme ilk haftada olur ve ilk hafta her zaman biraz zordur.

Bir de işin görünmeyen tarafı var: ilk hafta, normal bir haftadan pahalıdır.

İlk haftanın listesi

Havalimanından eve

Gitmeden önce yaptığım birkaç araştırmadan biri hep budur: havalimanından ya da istasyondan kalacağım yere nasıl giderim? Yorgun, bavullu ve para birimine henüz alışmamışken karar vermek, en pahalı kararları verdiğin an. Yolu önceden bilmek hem parayı hem o ilk saatlerin gerginliğini azaltıyor.

Telefon hattı

İnternetsiz geçen ilk saat, yeni bir şehirde en çaresiz saat. Harita yok, mesaj yok, ev sahibine ulaşamıyorsun.

Avrupa Birliği içinde “evdeymiş gibi dolaşım” kuralı var: AB’den bir hattın varsa başka bir AB ülkesinde ek ücret ödemeden kullanabiliyorsun. Ama bu kural ara sıra seyahat edenler için. Operatörün kullanımını dört aylık dönemlerle izleyebiliyor; bu sürede yurt dışında evden fazla zaman geçirip evden fazla kullanırsan seninle iletişime geçebiliyor, 14 gün içinde durumu açıklamazsan ek ücret almaya başlayabiliyor. Yani aylarca yurt dışında yaşayan biri için bu kural kalıcı bir çözüm değil.

Bir, üç ya da altı aylık kalışlarda yerel bir hat çoğu zaman en mantıklısı.

Ben vardığım an sorun yaşamamak için mutlaka bir eSIM kullanıyorum. Ama daha uzun kalışlarda yerel hatlar her zaman daha avantajlı tarifeler sunuyor; o yüzden onları tercih ediyorum.

İlk nakit

İlk nakdi nerede, nasıl çektiğin ilk haftanın en pahalı hatası olabilir. ATM ekranında ücret çıkarsa iptal edip başka bir banka denemek, “kendi para biriminizde ister misiniz?” sorusuna hayır demek… Bunları kur farkı yazısında ayrıntısıyla anlattım.

Evin eksikleri

Eşyalı bir ev tuttun ama tuz yok, yağ yok, bulaşık deterjanı yok. İlk market alışverişi hep kalabalıktır: bir ayda bitmeyecek şeyleri ilk gün alırsın.

Mutfak tam kurulana kadar da dışarıda yemek kaçınılmaz. Ben zaten hem dışarıda yiyorum hem evde pişiriyorum; ama ilk hafta dışarısı ağır basıyor.

Mahalleyi öğrenmek

Hangi market daha iyi, hangi fırın erken açıyor, nerede rahat çalışılır… Sürekli evde çalışınca motivasyonum düştüğü için ilk haftamın bir kısmı hep kafe aramakla geçiyor. Hep yeni kafeler deniyorum; rahat oturulan, sakin yerleri seçiyorum. Doğru kafeyi bulana kadar birkaç yanlışını denemek de ilk haftanın masrafı.

İlk haftanın hesabı

Hesabı kendi rakamlarımla değil, yuvarlak bir örnekle yapalım. Rakamlar ülkeye ve yaşam tarzına göre değişir; buradaki amaç büyüklüğü görmek.

O ülkede normal bir haftanın 150 birim tuttuğunu düşünelim. İlk haftaya eklenenler:

  • Havalimanından eve ulaşım: +15 birim
  • Yeni hat: +10 birim
  • Evin eksikleri için ilk büyük alışveriş: +30 birim
  • Mutfak kurulana kadar daha çok dışarıda yemek: +40 birim

150 + 15 + 10 + 30 + 40 = 245 birim. Normal bir haftanın 1,6 katı.

Buradaki tuzak şu: ilk haftanın harcamasına bakıp “bu ülke pahalıymış” demek çok kolay. Oysa ikinci hafta 150 birime dönüyor. Bir ülkenin gerçekte kaça mal olduğunu ilk haftadan değil, ilk aydan sonra görebiliyorsun.

Şimdi ne yapıyorum

Eve nasıl gideceğimi önceden öğreniyorum. Havalimanında karar vermek zorunda kalmıyorum.

İlk gün marketle başlıyor. Her zaman ilk yaptığım şey market alışverişi; temel ihtiyaçlar hazırda dursun.

Sonra yürüyorum. Evin çevresini tanımak için bol bol yürüyüp her tarafı keşfediyorum; bazen de haritadan etrafta neler var diye bakıyorum.

Kalabalığı takip ediyorum. Merkezi yerleri bulmak için “kalabalığı takip et” stratejisini uyguluyorum.

Her şeyi o ülkenin cüzdanına yazıyorum. Her şey yaşam maliyetinin bir parçası; ilk haftanın masrafı da o ülkenin maliyetine dahil. Ayrı tutunca, ilk ayın sonunda hangi kısmın kurulum, hangi kısmın hayatın kendisi olduğunu görebiliyorum.

O ilk utangaçlık hâlâ her yeni ülkede geliyor. Ama genelde ilk hafta bitmeden gidiyor: market bulununca, doğru kafe bulununca, eve giden yol ezberlenince.

Yeni ülkelerinizde ilk haftanın çabuk geçmesi dileğiyle.

Kaynaklar

Telefon kamerasıyla okut